Hataya göz kırpmak

Geçenlerde TV de kanal kanal gezerken gülperi isimli filmim bir sahnesine takılı kaldım izledim. O sahne karakolda geçiyor. İki tutuklu kadının diyalogu sahnesi. Kadın anlatıyor. “ben yıllarca kızımın arkasını topladım, hatalarını düzelttim o hep hata yaptı ben hep arkasından düzelten anneydim. İstedim ki üzülmesin hep mutlu olsun ama olmamış, yanlış yapmışım..  O okulunu okudu meslek sahibi oldu. Bankacı oldu… Bende banka müdiresiyim, suçlandığım şey ise banka hesaplarını boşaltmak ve ben yapmadım. Kim yaptı biliyor musunuz, kızım… Şimdi ben ne yapayım kızımı ihbar edip hapishaneye mi göndereyim yoksa suçu üstlenip onun hatasını mı çekeyim? O da hiç bir sorun yok gibi sorumsuz ve hatalarıyla devam mı etsin? Doğrusu herkesin kendi hatasını çekmesi belkide, geç kalınmış bir sorumluluğu üstlenmenin vakti şimdide belki de… ” diyor ve ihbar ediyor kızını…

***

Çocuklarımız göz bebeğimiz, canımızın canı onlar… Hata yapmasınlar diye biz hata yapıyoruz çoğu zaman. Farkına vardığımız zaman ya geç oluyor yada zarar gören birileri oluyor belki de. İyi anne baba olmak, onların düştüğü zaman kendi kendilerine ayağa nasıl kalkması gerektiğini öğretmekten ziyade düşmemesini sağlamayı yapıyoruzdur belkide…

Kısa bir örnek vereyim tatillerde çok rastladığım bir yüzme eğitimini söyleyeyim. Sizlerde görmüşsünüzdür. Rus kadın bebeğine bir kaç kez yüzmeyi gösteriyor, yardımcı oluyor sakin bir ses tonuyla yapıyor. Daha sonra izliyor bebeğini. Çırpınıyor Bir iki sonra başlıyor. Gelelim biz birbirine bağlı iyi anne baba Türklere aman düştü aman çarpacak aman şöyle böyle derken düşmemesi için elimizden geleni yapıyoruz.

Çocuk ne zaman düşse yardım elini hep bildiği için kendi başına bir şeyler yapmıyor hazıra konuyor, yani armut piş ağzıma düş sözünün hakkı veriliyor o vakit.

Dersler de aynı durum söz konusu, hata yapmasın diye ödevini neredeyse ebeveynler yapıyor. Sonra da bu çocuktan tek başına doğru kararlar bekliyoruz. Gözlemleyerek doğru karar için sabretmeyi bilmiyoruz belkide… Yeter ki ayağına taş, gözüne yaş değmesin…

Elbette herkes çocuğu ile gurur duymak ister ama o ince çizgi için bizim eğitim verirken düşündürerek ve fırsat vererek yanında olduğumuzu hissettirerek vermek lazım.

Sabırla,sebatla,azimle,güvenle hayatı öğretmesi… Bizler de ebeveyn olarak üstümüze düşen görevlerimizi yerine getirmekle mükellefiz.. ” Sen yaparsın, inanıyorum, güveniyorum ” gibi motife eden sözcüklerle bunu yapmalıyız…Onları hayata hazırlamak, bizim görevimiz…Onların sağlıklı bir şekilde doğru kişilik sahibi kazandırmak ilk görevimiz… Başarı sadece okula aldığı o eften püften notlar değil…Zaten onlar yeterli olsaydı üniversiteden mezun olunca bile yine yine sınava tabi olmazlardı değil mi? Onları hayata hazırlarken tüm dualarımız ile birlikte onlara bu güveni ve çocuğun kendi gücünü görmesini sağlamaktır. Eminim onlarda bu güveni boşa çıkarmayacaklar… Belki bir kez deneme ile, belki de bir kaç üst üste denemek zorunda kalınabilinir… Yeter ki doğru zamanda, doğru bir yol göstermek gerekir. Hayata hazırlamak için sabırla bir yol almak gerekiyor.

Rabbim ömür verdiği sürece bu hayatta değişmeyecek, tek bir gerçek var o da bizim sevgimiz… Hayatı boyunca kol kanat gereceğiz elbette.. Onlarda toprak ana gibi karşılığını verecekler ben inanıyorum.. Başarı yüksek bir meslek seçimi ya da üniversite değil, gerçek başarı sahip oldukları ve sorumlu olduklarını hakkıyla yerine getirmektir. Bunu da biz yol göstererek sağlamalıyız…Düşmeden kalkılmaz, bırakın düşmeleri gerekiyorsa düşsünler. Siz gözlemleyin,yol gösterin ama uygulayan kişi olmayın. Arkasını toplayarak ya da üzülmesin diye hatalarını kamufle ederek değil.

Sevgiden yolu geçen herkesin, Rabbim tüm çocukların yolunu açık etsin…

 

 

5 yorum

  1. Öznur Demir Yanıtla

    Ah biz ebeveynler. Doğruyu biliriz ama yine de yanlış yaparız. Sonra çocuklarımızın doğru olmalarını bekleriz. Çok doğru tespit arkadaşım. Kalemin dert görmesin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir