Kadın

Kadın

Kadın, hani yuvayı yapan dişi kuş. Kendisinden çok, çocuğuna, eşine, annesine, babasına, kardeşlerine, kayınvalidesine, kayınpederine ve eşinin kardeşlerinden sorumlu olan dişi. Aynı zamanda işyerine, komşuya ele dosta da sorumlu olan kadın..
Evinde ve evinin dışında neredeyse 99 görevi olan şu eşsiz dişi kuş..
Eşine güzel gözükmesi gerekir ki, eşinin gözü hep onu görsün. Evi her daim temiz, düzenli, ütülü çamaşırları ve yemeği hazırlayan kadın.
Çocuğunun eğitimi için, evde ödevlerde öğretmen olan kadın. İşyerinde başarılı olmak ve olduğu başarıyı devam ettirebilmek için, her türlü zorluğa göğüs gerebilen kadın.
Ailenin hastalığına koşmak zorunda olan kadın. Kendi hastalığını ayakta geçirmeye çalışan kadın.
Eğlenmek, gezmek, süslenmek için sıranın en sonunda olan evin başrol oyuncusu tabiri caizse evin kalbi ve evin beyini olan dişi kuş.
İlgi bekleyen, önem verildiğini çevresi tarafından bekleyen kadın…
Evin iç ve dış maliye bakanı aynı zamanda. Tüm yükü yaradılış gereği olması gerektiği için of demeyen dişi kuş.
Burada erkeklere yada Yaradan’a isyan değil bu anlatımım. Kadının yaptıklarını tekrar tekrar unutulan raflarda tozlanmasını engellemek. Bir nevi sıradanlığı temizlemek. Görev gibi görünenlerin paylaşımını tekrar düşündürmek.

Şimdi diyeceksiniz ki ne oldu da anlatıyorsun kadına zaten önem veriyoruz diyen beyler yada evet hepsini yapıyoruz kıymetimiz mi var diyen hanımlar…
Kadının görev ve sorumlulukları prosedürünü kim hazırladı? Hazırlarken erkeğe verilen görev kaç maddede sınırlı kaldı? Erkek özgür- kadın mahkum mu olmalı?
Amaç evlerde tartışma yaratmak değil, feministlik de değil, sadece yapılan bilimum görevler eskiden sadece kadındaydı şimdi eşit değilse eşitlenmesi için bir düşünce paylaşımı.
Şimdi size bir örnek ile anlatayım.
Gerçek bir yaşamdan alıntıyı paylaşıyorum. İsimler gizli…. Öncelikle bu hikayedeki, kadının eşini de ayrıca tebrik ve takdir ediyorum.

Kadın, beş kardeşin en küçüğü olarak dünyaya gelir. Okulun en başarılı öğrencisidir hatta yaşadığı şehirde ilk sıralara gelmiştir başarısı. Ekonomik sebeplerden ötürü çalışmak zorunda olduğu için, üniversiteyi dışarıdan okumak zorunda kalmıştı.
Evlendi, bir çocuğu oldu. İşinde başarılara imza attı aynı zamanda evinde maddi manevi her şeyi üstlendi. Yapabileceği herşeyin, en noktası ne ise ona ulaşmaya çalıştı. Eksiklik ona göre değildi. Pes etmek ona göre değildi. Ona verilen görevi yada üstlendiği görevi layıkıyla yaptı. O bir kadındı.
Zaman geldi annesi rahatsızlandı felç geçirdi, babası akabinde hastalandı. Bakmak zorunda hissetti. Evlattı çünkü. Annesi o küçükken, kendisi hasta da olsa çocuğuna bakmamış mıydı? O halde evlatta onu yetiştirene saygıyla bakmalıydı. Kardeşlerinden bekledi ilk zamanlar ama sadece telefonla nasıl diye sordular. Olsun tek çocukta olabilirdim o sebeple kendi üstüme düşeni yapmam gerekir dedi ve evine aldı. Yıllarca hastane, ev, iş arası sürekli mekik dokundu. Eşinin büyük desteği ile sırtındaki yükü görmek istemedi, of demeden bakımlarını üstlendi.
Yıllar geçtikçe zorluk artıyor, eşi sesini hiç çıkarmadan desteğini sürdürürken, azıcık olan tatilllere bile yatalak annesi ve hasta babası ile gidiyor. Çünkü bakacak başka kimse yok. Maddi manevi kendisi bakıyor. Gün geliyor kara bulutların ağırlığı daha da artıyor babası vefat ediyor. Annesine morelsizlipi ile moral depolamaya çalışıyor aynı zamanda.
Bir süre sonra hamile olduğunu öğreniyor. Bu yaşta olur mu, nasıl bakarız, gücüm azaldı diye düşünürken, eşinin rüyası sonucu ikiz bebeklerini doğurmaya karar veriyor. İşinden ayrılmak zorunda kalıyor. Tek maaşla hayatına devam etmek zorunda. Bebekler doğduktan kısa bir süre sonra başındaki ağrılar artıyor doktora gidiyor, tümör olduğunu duyuyor. Tedavi ameliyat. Bebeklerini, kızını ve annesini eşe-dosta emanet edip ameliyat oluyor. Bebeklerin, bez parasının haricinde mama masrafları ile karşı karşıya kalınıyor. Ama dimdik ayakta duruyor eşi ile birlikte. Bu zaman süresince annesine yine kendisi bakıyor. Tüm zorluklar karşısında sürekli tekrarlıyor ben tek çocukta olabilirdim, herkes kendinden sorumludur diyor. Aylar sonra yine kesilmeyen baş ağrısı gündemde kalıyor. Tümör tam temizlenmediği için yeni bir ameliyat yada ışın tedavisi.
Bu süreç şu an devam ettiği için, sonucunu söyleyemem.
Rabbim yardımcısı olsun iyi yürekli arkadaşımın ve eşinin…
Hayat müşterek kavramını layıkıyla yaşayan bir çiftin, ailenin hikayesiydi bu.
Peki etrafınıza dönüp bir baktığınız zaman, kaç kişide bu örneği görebilirsiniz. Takdire şayan bir durum bu benim için. Çünkü kadının görevidir diyerek hem işte hemde evde çalışmasına destek olan kaç eş vardır.
Hayata fiziksel olarak farklı gelmek ve iki ayrı hayatı birleştirerek aile kurduktan sonra, karar kısmı erkeğe hizmet eden kadın mı olmalı?
Aynı yolda yürümek için, sorunları ve mutlulukları birlikte paylaşmadıktan sonra kimse adaleti savunmasın. Peygamber efendimiz SAV bir hadisinde   “Sizin hayırlınız, kadınlarına hayırlı olan (iyi davranan)dır.” diyor.
Şapkayı herkes önüne koymalı, kadın erkek görev merkezciliğinden vazgeçip, eşitliği, adaleti önce kendi içinde çözmeli diye düşünüyorum ve anlattığım bu hikayede bir çok insana örnek olmasını diliyorum.
Selam ve sevgiyle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir