Kaliteli Vakit Geçirmek

Kurallar, düzenler, gelenekler kendi hayatımıza yön verirken; kendi öz isteklerimiz ötelenir ve zamanla diplere atılır. Farkında olmadan robotlaşan, gergin, tahammülsüz olunurken; elâlem denilen gizli bir örgütün pençelerinde hayatlar erir gider öylece.

Hayat koşturmacasındayız işte hani hepimiz. Ekmeğimizin derdindeyiz. Ekmeğimizi kazanmak için savaştığımız en zor bir dönemdeyiz belkide.
Bu süreç içinde iç dünyamızı geçici sanal mutlulukla doldurup, stresimizi ve yorgunluğumuzu sevdiklerimizden çıkarırız belkide. Geleceğimizi kendi ellerimizle çalarız belki de bu arsız zamanı düşünmeden.
Oysa sevgi gibi kutsal bir duyguyu muhafaza etmek için formüller üretmek gerekirken; bencillik, ben odaklı olmak yıpratır hatta zarar verir.

Kısa bir hikaye ile devam edelim:

Yılbaşı sabahı küçük kızı, paketi getirip “Bu senin babacığım” dediğinde üzüldü. Acaba gereğinden fazla mı tepki göstermişti kızına. Bir gece önce yaptığından utandı. Ne var ki paketi açınca yeniden öfkelendi. Kutunun içi boştu… Kızına gene bağırdı “Birisine bir hediye verdiğinde, kutunun içinde bir şey olması lazım. Bunu da mı bilmiyorsun küçük hanım? ” Küçük kız gözlerinde yaşlarla babasına baktı, “O kutu boş değil ki baba” dedi… “İçini öpücüklerimle doldurmuştum!….” Adam öyle fena oldu ki…

Koştu…Kızına sarıldı.. Beraberce ağladılar..

Adam o altın kutuyu ömrünün sonuna kadar yatağının baş ucunda sakladı… Ne zaman keyfi kaçsa, ne zaman morali bozulsa, ne zaman kendini kötü hissetse, kutuya koşar, içinden minik kızının sevgi ile doldurduğu hayali öpücüklerinden birini çıkarırdı…

***
Sevdiklerinize en son ne zaman kıymetli vakit geçirdiniz?
Hafta sonu gidelen sinema da mı?
Okul tatillerinde gidilen tatiller de mi?
Ne zaman?

Ben size bir çok çalışan kadının, aynı zamanda eski bir sorunumdan bahsetmek istiyorum.

Kızım 2 yaşındaydı; işten akşamları eve gelince, yemek, mutfak, arada eş dost ağırlama derken çocuğumla da hafta içi ilgilenemediğim için kendimi suçlamanın üstüne çıktığım günler o dönem çok oldu. Anneliğimi eleştirdim. Çalıştığım için kendime kızdım. Ama çalışmam gerekiyordu maddi imkan mecburiyeti olmasaydı kesinlikle işten çıkardım o dönemde. Geleceğim, dik duruşum için – yanlış- olacağını bilsem de eminim o kötü psikolijimde bunu yapardım.
Ama bazı insanlar hayatınıza ödül olarak girer ya benim içinde kızımın doktoru öyle oldu benim için. Sayın Mustafa Alkan’a aylık muayeneye gittiğimizde üzüntümü paylaştım “yarım anne gibi hissediyorum kendimi” dedim, doktor sandalyesini bana yaklaştırıp; ” çocuğunla geçirdiğin sürenin uzunluğu önemli değil geçirdiğin vaktin kıymetli oluşu önemli mesela işten gelince yemek piştiği süre içerisinde hiçbir iş yapma o esnada oyna onunla, yemek sonrası mutfak ile ilgilenme oyuna devam et ve uyku saatinde o huzurlu uyurken çocuğun sende rahat edeceksin,evinle o zaman ilgilen, misafir alma gerekirse ve unutma evde oturan biri olsaydın sürekli çocuğunla oynamayacaksın bundan emin ol” dediği andan itibaren sihirli bir dokunuş gibi kaliteli kıymetli zaman geçirmeyi öğrenmiştim. “İstediğim kadar ilgilenemiyorum diğer anneler gibi” diye ağlama sendromlarımda geçmişti.
Yemek yaparken “dur kızım, geliyorum kızım” yerine paylaşımlarımız, dokunuşlarımız arttıkça aramızdaki bağ daha da güçlü bir hal aldı.

Ebeveynlik sadece para kazanmak değildir. İş yerinin ve hayat stresini atmanın adresi aile değildir. Stresi dışarda bırakmayı ya da askıya almayı öğrenmek gerekir. Bu hayat zorluğunda aile hekimlerinin yanı sıra ücretsiz aile danışmanı olması gerektiğini yine söylüyorum. Üstelik istihdam açığı da kapanmış olacaktır.

Bu sadece çocuklu bir aile için değil tüm ilişkilerde sorunları üçüncü şahıslara taşımak kadar sakıncalı bir durumdur.

Örneğin çok gerginsiniz, eşinizden, sevgilinizden anlayış beklerken onun da sorunları olabileceğini düşünmeli ve tahammülsüz olmamalıyız. Sonradan yaşanacak pişmanlıklara gebe olmamak adına, sorunlar sorun yaratanlar ile çözümlene kadar, veyahut dışta tutarak özel ilişkilere yansıtmamak en sağlıklısı.

Hayat, yarını göremeyecek kadar bugün geç olabilir.
Hayat, zorluklarla mücadele ederken sevdiklerinizi yıpratarak yalnız kalmanıza sebep olabilir.
Hayat, sevdiklerinizle doya doya vakit geçirmeye müsade edecek kadar herkese lüks davranmayabilir.
Hayat, sizin yaşatmadıklarınızı geri sayım yaptıracak durumda değil.
Zaman hiç adil değil çok hızlı akıyor. Akıp giden zamana yetişmek mümkün değil ama kaliteli bir an yaşamak mümkün.
Hayat, size ait olan zamanı; değerlendirmediğiniz vakit, sizden alır ve kayıp bir boşluğa atar.
Güzel yarınlara gülümseyerek imza ataılabilinmesi için kaliteli anları, yaşamanız dileğim ile sevgiler saygılar efendim.

2 yorum

  1. Reside emcan Yanıtla

    Evet sayilarimla tesekürler sayilar efentim cok net ve güzel anamis yorgunum ama hayat devam ettiyor yerle bir oltuyum en animi allahim duaciyim ve simdi bir anim var allaha inancim büyük kimsenin derti kimseye benzemiyor allahima bu günlerime sükür onum hicin mutluluk ve güzel yasamak ellinizde tekrar tesekürler sayilar efentim ä

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir